Gençlik Nereye Gidiyor?

Son zamanlarda en çok merak ettiğim konu bu aslında. Gençlik nereye gidiyor? Gençlere ne oluyor? Gençliğimize ne oluyor? Neslimize ne oluyor?…

Bu yazımda örf adetlerimize göre yetişen, ülkemizin geleceğine faydalı işler yapacak, milli projeler başaracak gençlerimizi ve onları yetiştiren büyüklerimi tenzih ediyorum.

Çocukluğumu düşünüyorum. Bir şey isteyecek olsak anne ve babamızdan çekinirdik. Ar ederdik. Belki parası var mı, yok mu bilemezdik ama yine de istemeye çekinirdik.
Teknoloji günümüzün teknolojisi değildi. Bir televizyon, bir radyo vardı evlerimizde. Bir de hayatımıza yeni giren ancak herkeste olmayan cep telefonları. Almak isteyen bile haftalarca sıra beklerdi.
Oyun oynamak için bilgisayar, tabletlerimiz yoktu. Misketlerimiz, tasolar, kendi yaptığımız tahta oyuncaklar, ya da oyuncak arabalarımız vs. vardı. Her şeyden önce arkadaşlarımız vardı, arkadaşlıklarımız… Annelerimiz bizi dışarıdan eve, içeri zor sokardı. Sabahın erken saatinde kalkar dışarı koşar oyunlar oynardık. Okulun bitmesini dört gözle bekler, bitiminde gider bisiklet sürerdik. Her istediğimizi elde edemezdik ama olan olmayanla paylaşırdı. Bisikletinle bir tur versene, misketlerinle oynayabilir miyim?… Paylaşma vardı, mutluyduk…
Bazı zamanlar evden dışarı çıkacağım zaman 2 tane elma alırdım. Küçük ve daha kötü olanı önce yer, büyük ve daha güzel olanı sonraya saklardım. Her seferinde mutlaka yanıma bir arkadaşım gelirdi ve ben sonraya ayırdığım güzel olan diğer elmayı ona verirdim. Şimdiki zamanda olduğu gibi marketler yok, mahalle bakkalları vardı. Tabi vazgeçilmez veresiye defterleri… Öyle bakkala gidip çikolata, bisküvi vb. şeyler almak hak getire. Kimse babasından annesinden izinsiz bir şey alamazdı. Zaten istese de kıyamazdı. Saygı vardı, anne babamızın ya da bizden büyüğümüzün yanında çekyata uzanamazdık, ayak ayak üstüne atamazdık, istemediğimiz bir şeyde saygısızlık olmasın diye itiraz edemezdik. Misafirlikte büyüklerimiz kızmasın diye diğer çocuklarla çok ses yapamazdık… Saygılıydık. Arkadaşımızın, komşumuzun kız kardeşine, eşine yan gözle bakamazdık, onu kendi namusumuz gibi görür korur, kollardık.

Bizden önceki kuşağa bakıyorum. Onlarda maddi durum benim çocukluğuma göre daha da kötü ve imkansızlıklar fazlaymış. Teknoloji olarak evlerde televizyon yok, radyo belki… Sabit telefon belki… Herkesin durumu yok, olanlar olmayanlara yardım etmeye çalışıyor. Kapıda günümüzün motorlu aracı çok nadir görülür, genelde at arabası ve hayvancılık yaygın… Ancak köyler dolu, aileler kalabalık gardaşlık, arkadaşlık paha biçilemez… İnsanlar birbirlerinin iyi zamanından daha çok kötü zamanlarında yanlarında olmaya, destek çıkmaya gayret edermiş…

Şimdiki zaman nesline baktığımda ise durum gerçekten çok vahim. Bu gençlik nereye gidiyor? diye sormadan yapamıyorum. Baktığımız zaman elde edemedikleri hiç bir şey yok. Yedikleri önlerinde, yemedikleri ise arkalarında. Baktığınızda çoğunun elinde tablet, cep telefonu, bilgisayar… Aşırı özgüven, hazır cevap…
Şimdiki anne babalar; biz alamadık onlar alsın, aman biz yaşamadık onlar yaşasın… mantığıyla büyütüyor nesli. Eskiye göre müthiş bir varlık içindeler. Ama mutlu değiller. Büyük bir şükürsüzlük, israf içindeler. Çünkü yokluk gösterilmiyor… “Yok” tan anlamıyorlar, çocukluklarında istedikleri bir şey olmasın ağlar, bir şekilde dediğini yaptırırlar.
Baktığınız zaman anne babalarına, kendisinden büyüklerine karşı aşırı saygısız, başkalarının haklarına saygısız, şımarık bir nesil yetişiyor. Sorsanız müthiş bir özgüven var derler. Ancak bu özgüven değil. Özgüven, saygısızlık etmek değildir. Özgüven, kendi çıkarları için başkalarının haklarını gasp etmek değildir. Özgüven, yok denildiğinde olmadığını, olamayacağını anlamaktır.
Bu şekilde yetişen gençlere bakıyorum, analiz ediyorum. Baktığımda hazırda bir mal varlığıyla, baba parasıyla şımarık yetişmiş gençler her şeyi elde edebileceklerini düşünüyorlar. İstedikleri olmasın çirkefleşir, bir şekilde onu elde ederler. Gariban sessiz kalanda sesini çıkartamaz, hakkını arayamaz. Arasa bir şekilde susturulur.
Aşırı bir eğlence merakları var. Keyiflerine düşkünler. Alkol, sigara, uyuşturucu…
Kızlarımız, erkekler gibi her yere girip çıkar olmuş. Aşırı özgür. Hatta özgürlük konusunda erkeklerin önüne geçmiş diyebilirim. Geçenlerde sosyal medyada bir tiktok videosu denk geldi. 2 genç kız sokakta erkeklerin elini tutmaya çalışıyordu. Eğer bunun tam tersi, erkek bayana karşı yapıyor olsaydı, erkek bayanı taciz ediyor diye sosyal medya çalkalanıp dururdu. Lakin tersi olmadığı için duyarlı bir kaç vatandaş dışında tepki gösteren olmadı… Yine tiktok fenomeni olacağım diye annesine istediği ayakkabıyı aldıramayan genç kız, annesini mağazada merdivenlerden aşağı yuvarlamıştı… Bunun gibi birçok örnek gösterebilirim. Özellikle sosyal medya dünya genelinde başlı başına sorun olmaya başladı. Bu konuya daha sonra değinmeyi düşünüyorum.

Gençliğe emanet edilen Türkiye Cumhuriyetinde ki gençlik; bu gençlik değil. Milli mücadele yıllarındaki gençlik anlayışıdır. Özümüze dönmemiz gerekiyor. Anne babaların bir an önce kendilerini silkelemesi gerekiyor. Çocuklarını, düşürdükleri hatalarından derhal kurtarmaları gerekiyor. Geleceğimiz gençlerimiz; gençlerimiz ise geleceğimizdir…

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir